Yazarlar
Döviz Kurları
İlla yaşadıkça…
İlla yaşadıkça…
22 Ağustos 2016 15:46
Font1 Font2 Font3 Font4
Bu Haberi Yazdır

Yaz, yaşamın anlamını bırak satır aralarına… Sevdalarını, korkularını, umutlarını, insanlığını bırak. Ölmekle gömülmeyecek bir cümlen olsun hayata dair. Kendinden geriye okunulası bir hayat bırak. Yorulma yaşamaktan, yaşadığın kadarını yazmaktan…
Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır, rüzgâr esecek ve yağmur yağacaktır, zorlamaya gerek yoktur. Olması gereken kendiliğinden olur. İzlemene devam et, şahitlik güzeldir, demiş Neyzen Tevfik.
İzlemeye devam et, şahitlik güzeldir, hem olayın dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir, o anlamlıdır, şahit ol, tanık ol, olan ile bütünleş, güzellik olanların içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur…
Her günün yeniden doğmak olduğu, her nefesin ışık süzmesiyle yeniden yaşamak olduğunu, özlemlerin, ihanetlerin olmadığı bir erguvan imparatorluğunda yaşam tacımı takıp, içtenlik, erinç, coşku ne varsa, olanca görkemiyle yaşamaktır dileğim.
Artık mutlu olmak kadar acılardan da öğrendik hayatın bir gelişme olduğunu lakin satın alamadığım bir örtüye bürünmüş yalnızlığın etrafımda kol gezmesini istemiyoruz. Binlerce rengin içerisinden sıyrılıp mutluluğun rengine tutulmuş hayatı kucaklamaktır dileğimiz.
Ve yaşamak;
Yaşadıkça öğrenirsin, hele sen yola çık, adım at, düş, sürün, kalk. Böyle böyle öğrenirsin yürümeyi. yürüdükçe öğrenir; öğrendikçe yürürsün.
Sever, sevilir, insan iç yüzlerini, arka odaları da görürsün. Hele sen bir niyetlen; günü de görürsün, geceyi de.
Nelere şahit olur gökler, hangi şarkılarda yalnız kalır yıldızlar. Hele sen bir düş görmeye gör, nasıl takılır gidersin uçurtmaların peşine.
Hangi kuşların ağladığını, hangilerinin şakıdığını duyar kulakların.
Hangi çiçeğin koklanacağını, hangisine el sürüleceğini, hangisinden uzak duracağını öğrenirsin.
Baharın nefesini, kışın tipisini, yağmurun kalbinin atışını öğrenirsin ama unutma illa yaşadıkça.
Neden ve niçinlerle, endişe ve kuruntularla geçen bir yaşamın değer ve anlamı ne kadar olabilir ?
Sevgimiz olmadıktan sonra; daha çok paramız olsa, mevki-makam bizim olsa, daha çok toprağımız, evimiz arabamız, malımız olsa ne olur?
Mutluluk, büyük isteklerin, şöhretin, paranın ve ihtişamın ardında gizli değildir. Mutluluğu sağlayan en temel duygu, sevgi ve ona yol açan anlayıştır.
Samimi, içten, gösterişten uzak, kendimiz olamadıktan sonra, bütün evrenin bilgilerine sahip olsak ne yazar.
Kendini bilmekten daha büyük bir yetenek mi var, en güzel emek insanın kendisi.
Hani diyordu ya şarkıda “açmadığın dalda sözün geçer mi, dünyada ölümden başkası yalan.” Herşey gelir ve geçer, sen korkma.
Ellerin kelebek, ellerin damla, ellerin çiçek, ellerin çivi, ellerin demir, ellerin pas, ellerin toprak, ellerin kor ateş, illa dokundukça ama illa YAŞADIKÇA.
Korkmadan, paylaştıkça çoğalan şeylere yatırım yapalım,yaşamın rengini kokusunu çoğaltalım, uzun gecelere sonsuz düşler gönderelim…
Ölümün olduğu bu dünyada, hiç bir şey insandan daha değerli değil…
Yaşamak aşkına, insan aşkına ” Kilometrelerce bir yolculuk bile, tek bir adımla başlarken” yaşamak bu kadar güzelken ve saniyelere bağlıyken, neyin telaşındayız, neyin kavgasındayız..?
İnsan yaşlandıkça, artık yarışta değil, jüridedir. Altın değil, sarraftır. Değerlendirilen değil, değerlendirendir illa YAŞADIKÇA…
Velhasıl ‘´İnsanlıkta ve yalınlıkta´´ başlı başına bir sanattır, YAŞAMAK…
Olcay Kasımoğlu


Yorumlar



İlgili Haberler